Demir Kubbe

Madde madde:
-Çok meşgulüm, sürekli koşturuyorum.

-İkinci dönem asistanlığa devam ettim. Bu sefer öğrenciler ilgisiz ve isteksizlerdi. Ciddi anlamda zorlandım. Derste dikkatimi dağıtan laubaliliklerine rağmen elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ama yıpratıcı oldu. Zaten derse gelmek istemeyen, dersi sevmeyen, anlamak istemeyen öğrencilerin önünde hata yapma hakkı olmuyor öğretmenin. Konuyu anlamayanlar yavaş gidilmesini istiyor fakat bu sefer de programın gerisinde kalıyorsun ve daha büyük sorunlar ortaya çıkıyor.
Benzer bir durum tüm öğretim asistanlarında vardı. Konuşmalarımda onların da bu dönem öğrencileriyle ilgili çok zorlandıklarını farkettim. Diğer asistanlardan gördüğüm kurtuluş yolu, yüksek not verip, kolay soru sorup geçmeleriydi. Ben belirli sebeplerle bunu yapmak istemedim ama ilk döneme göre biraz daha kolay sorular sorulduğu ve biraz daha bol notlandığını düşünüyorum.

-Okulu bitirmek için almam gereken zorunlu seçmeli dersler olduğu için iki dönemde de sevmediğim dersler aldım. İlk dönem sıkıntı olmasa da ikinci dönem aldığım ders ısı alanında uzmanlaşacaklar için bile zor sayılabilecek bir ders olduğu için zorlandım ve bunaldım. Üzerinden 3 ay geçmedi sanırım ama her şeyi unutmuşumdur şimdiden.

-İş arayışlarına devam ettim. Bu konuda da sayfa sayfa yazı çıkar. Okyanusun ortasında ev yapımı bir oltayla balık tutmaya çalışmak gibi bir şey. İnternet başvuruları ciddiye alınmıyor, kampüse gelen şirketler için ya çok kalifiye oluyorsun, ya yabancı olduğun için uğraşmıyorlar yada internetten başvur diyerek geçiştiriyorlar. Tüm bunlar aylar sürüyor. İnternetten başvurmak için 1 gün oturup emek emek niyet mektubu yazıyorsun şirkete ve 1,5 ay cevap gelmiyor. Hem meraklanıyorsun, sabırsızlaşıyorsun, yetmez gibi zamanının azaldığı düşüncesiyle geriliyorsun.
Kriter belirlemek çok güç. İlk başta diyorsun ki ben “şunu” yapmak istiyorum. Sonra bakıyorsun “şunu” yapanlara girmek çok zor. Zaten bildiğin firma sayısı da sınırlı. Sadece uluslararası bilinen şirketlere bakmak geliyor aklına. Sonra kriterlerini genişletiyorsun küçük şehirlere de olur demeye başlıyorsun. Bir noktada bunalıp ne iş olsa yaparım moduna giriyorsun o zaman da hangi bir şirkete başvuracağını bilemiyorsun. Kariyer ofisinden sınırlı miktarda yardımcı oluyorlar. Kendi bulundukları bölgede çalışan şirketlerle iletişim halindeler ağırlıkla. FORD, GM, CHRYSLER, GE yabancıları ancak ve ancak içeriden tanıdık varsa ve kendi yanına almak istiyorsa alıyorlar. Yada taşeron olarak çalışman gerekiyor.
Bu sürede aldığın “bir dahaki sefere inşallah” içerikli eposta’lardan dolayı moralin düşüyor.

Tüm bu sürecin sonunda iş aradığını söylediğin ve bir cevap beklemediğin iki kişiden sana geri dönüş oluyor ve hiç beklenmedik bir anda 6-7 ayın sonunda iş buluyorsun.

-Tez bitirmem gerekiyor. Asistanlık ve ders yükü sebebiyle çok geç başladığım bir araştırmanın tezini elimden geldiği hızda yazıyorum. Ancak yaz döneminde mezun olabilmem için savunmamı 18 Ağustos’a kadar vermem lazım. Hocam uygun olmadığı için bu otomatik olarak 15’ine kadar olacak. Diğer iki defans hocasının da uygun olduğu bir tarih ve tezi onlara bir süre önceden vermem gerektiği düşünülünce 10 gün gibi bir sürede 30 sayfa yazı yazmam gerekiyor. Belki günümü geceme katmaya devam edersem hallolur.

-Bu sürede iş için taşınacağım yerde ev bulmam gerekti. Mevcut şehrim olan East Lansing’deki kiram biteceği için de burada geçici olarak kalmak için ev buldum. Tekrar ev taşımakla uğraştım.

ÖSS zamanlarım aklıma geldi. Hayatım okul dershane ve çalışma arasında gidip geliyordu. Artık bu performansı gösteremiyorum. Çünkü yanımda beni sabahları dershaneye bırakıp akşam alabilecek babam, eve geldiğimde yemeğimi önüme koyacak, çamaşırı bulaşığı yıkayacak annem yok. Arabam arızalandığında arayıp gidebileceğim bir tanıdık ustam, sıkıştığımda yardımıma koşacak 10 tane arkadaşım yok. Bunlar yetmez gibi farklı sorunlarım ve etrafımdaki insanlara karşı da sorumluluklarım var. Belki ABD gibi her şeyin düzenli ve insan için olduğu bir ülkede olmasam çok daha fazla zorlanırdım.

Kısacası son iki yıldır akvaryumdan çıkıp okyanusa atlamış gibi hissediyorum. Kendi demir kubbemi yarattığımı farkediyorum.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s